SOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Yıldırım: “Yarının HVAC&R Liderleri: Akıllı Sistemler ve Nitelikli İş Gücü”

HVAC&R sektörünün basit bir teknoloji güncellemesinin çok ötesinde bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken SOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Yıldırım, yarının pazar liderlerini tanımlıyor: Nitelikli bir iş gücünün desteklediği; yüksek verimli, güvenli ve çevre açısından sürdürülebilir sistemler. Yıldırım sözlerini şöyle sürdürüyor: “Güçlü üretim altyapısını teknoloji, mühendislik ve eğitimle harmanlayan Türkiye, Avrupa için birinci sınıf bir üretim ve çözüm merkezi olma konusunda muazzam bir potansiyele sahip.”

Avrupa HVAC&R sektörü enerji verimliliği, elektrifikasyon, yeni nesil soğutucu akışkanlar, karbon nötrleşme ve dijitalleşmenin aynı anda yarattığı büyük bir dönüşümden geçiyor. Sizce sektörün önümüzdeki 3-5 yılını en fazla değiştirecek ana dinamik hangisi olacak? Neden?

Bana göre önümüzdeki 3-5 yılda en büyük değişimi, enerji verimliliği ile soğutucu akışkanlardaki dönüşümün birlikte yaratacağını düşünüyorum. Çünkü artık sadece “hangi cihazı üretiyoruz?” sorusuna bakamayız. Cihazın ne kadar enerji tükettiği, hangi akışkanı kullandığı, ne kadar güvenli olduğu, bakımının nasıl yapılacağı ve kullanım ömrünün sonunda ne olacağı da aynı derecede önemli. F-Gas düzenlemeleri bu süreci zaten hızlandırıyor. Bunun yanında dijitalleşme de sistemlerin daha iyi izlenmesini ve daha verimli işletilmesini sağlayacak.

Ben önümüzdeki dönemde asıl rekabetin tek bir komponentte veya üründe değil, bütün sistemin verimliliğinde ve yaşam döngüsünde yaşanacağını düşünüyorum.

F-Gas düzenlemeleri sektörü R290, CO, amonyak ve yeni nesil düşük GWP’li akışkanlara yönlendirirken, üreticiler ve standartlar bu hıza ayak uydurabiliyor mu? Türk imalatçılarının bu dönüşümdeki teknik hazırlık seviyesini ve Avrupa pazarındaki rekabetçiliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki üreticilerin bu dönüşüme ayak uydurabilecek teknik altyapıya sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak burada rehavete kapılmamak gerekiyor. R290, CO₂ ve amonyak gibi alternatiflerin her birinin kendine özgü özellikleri ve güvenlik gereklilikleri var. Dolayısıyla mesele sadece soğutucu akışkanı değiştirmek değil. Tasarımdan üretime, montajdan servise kadar bütün süreçlerin buna göre yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Türk üreticilerin önemli avantajları var. Güçlü bir üretim altyapımız, deneyimli mühendislerimiz ve Avrupa pazarına yakınlığımız bulunuyor.

Bence asıl mesele bu avantajları Ar-Ge, test altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla desteklemek. Bunu başarabilirsek Türkiye Avrupa’nın dönüşümünü takip eden değil, bu dönüşüm için çözüm üreten ülkelerden biri olabilir.

F-Gas revizyonu yalnızca gaz değişimini değil, mevcut akışkanların geri kazanımını (recovery), geri dönüştürülmesini ve reclamation süreçlerini de gündeme getiriyor. SOSİAD’ın da odaklandığı bu alanda, Avrupa ve Türkiye’deki “atık gaz ve geri kazanım” altyapısını yeterli buluyor musunuz?

Burada önümüzde ciddi bir çalışma alanı olduğunu düşünüyorum. Çünkü yeni akışkanlara geçerken mevcut sistemlerde bulunan gazları da yönetmek zorundayız. Avrupa’da bu konuda önemli bir altyapı oluşmuş durumda, ancak sistemin daha da gelişmesi gerekiyor. Türkiye’de ise daha fazla yol almamız gerektiği açık.

Ben özellikle gazın sistemden alınmasından başlayarak depolanması, analiz edilmesi, geri dönüştürülmesi veya reclamation sürecine girmesine kadar bütün zincirin daha sistematik ve izlenebilir hale gelmesini önemli buluyorum. Burada bakış açımızı da değiştirmemiz gerekiyor. Kullanılmış soğutucu akışkanı yalnızca “atık” olarak görmemeliyiz. Doğru şekilde toplandığında ve işlendiğinde tekrar ekonomik değere dönüşebilecek bir kaynak.

SOSİAD olarak bu konuyu önemsiyoruz. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca yeni teknolojileri kullanmakla değil, mevcut kaynakları doğru yönetmekle de ilgili.

Türkiye HVAC&R sektörü Avrupa’daki bu dönüşümü yalnızca takip eden bir pazar mı, yoksa kendi teknolojisini ve çözümlerini geliştirerek Avrupa’nın ana üretim ve mühendislik merkezlerinden biri haline gelebilir mi? Önümüzdeki en büyük fırsat ve risk nedir?

Türkiye’nin bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Üretim gücümüz var, mühendislik altyapımız var, Avrupa’ya yakınız ve uzun yıllardır ihracat yapan firmalarımız bulunuyor. Bunlar önemli avantajlar. Ama bundan sonra yalnızca daha fazla üretmek yeterli olmayacak. Daha fazla teknoloji geliştirmemiz, Ar-Ge’ye yatırım yapmamız ve daha yüksek katma değerli ürün ve hizmetlere yönelmemiz gerekiyor. Bence en büyük fırsatımız burada.

En büyük riskimiz ise teknolojik dönüşümün hızını kaçırmak. Dünya hızla değişiyor. Eğer standartları, yeni akışkanları, enerji verimliliği gerekliliklerini ve dijital teknolojileri zamanında takip edemezsek bugün sahip olduğumuz avantajları kaybedebiliriz.

Ben Türkiye’nin geleceğini sadece bir üretim merkezi olarak değil, mühendislik ve çözüm geliştirme merkezi olarak görüyorum.

Veri merkezlerinin soğutulması ve yüksek verim odaklı endüstriyel soğutma sistemlerinde gelişen yeni teknolojiler, Türkiye’nin bu spesifik alandaki uzmanlığı ile nasıl kesişiyor?

Veri merkezleri gerçekten çok hızlı büyüyen bir alan ve bunun soğutma sektörüne etkisi önümüzdeki yıllarda daha fazla hissedilecek. Özellikle yapay zekâ uygulamalarıyla birlikte veri merkezlerinde güç yoğunlukları artıyor. Bu da soğutma tarafında daha yüksek verim ve daha gelişmiş teknolojiler gerektiriyor. Türkiye’nin burada önemli bir avantajı olduğunu düşünüyorum. Endüstriyel soğutma, proses soğutma ve chiller uygulamalarında ciddi bir tecrübemiz var. Tabii veri merkezi soğutması kendi içinde özel bir uzmanlık gerektiriyor. Liquid cooling, free cooling, yüksek verimli chiller sistemleri, otomasyon ve yedeklilik gibi konular birlikte ele alınmalı.

Dolayısıyla Türkiye açısından fırsat sadece ekipman üretmek değil. Mühendislik, uygulama ve işletme tarafında da uzmanlaşmak gerekiyor.

Yapay zekâ, IoT ve kestirimci bakım gibi dijital çözümler HVAC&R sektöründe gerçekten işletme maliyetlerini ve enerji tüketimini kalıcı olarak düşürecek mi, yoksa şu an bir pazarlama söylemi mi? İlk büyük kırılmayı hangi alanda göreceğiz?

Ben bunun sadece bir pazarlama söylemi olduğunu düşünmüyorum. Ancak her “AI” veya “IoT” uygulamasının tek başına tasarruf sağlayacağını düşünmek de doğru değil. Asıl önemli olan toplanan verinin ne işe yaradığı. Bir soğutma sisteminin sıcaklık, basınç, enerji tüketimi, kompresör çalışma süreleri ve titreşim gibi verilerini birlikte değerlendirebilirsek hem arızaları daha oluşmadan görebilir hem de sistemi daha verimli çalıştırabiliriz.

Bence ilk ciddi kırılmayı kestirimci bakım ve enerji optimizasyonunun birlikte kullanıldığı ticari ve endüstriyel sistemlerde göreceğiz. Yapay zekânın burada bir amaç değil, doğru kullanıldığında çok güçlü bir araç olduğunu düşünüyorum.

Teknolojiler ve soğutucu akışkanlar hızla değişirken, özellikle A2L ve A3 sınıfı akışkanlar yaygınlaşırken, saha tarafında teknik personel, mühendis ve servis altyapısının eğitimi konusunda sektörü bekleyen en büyük tehlike nedir?

Bence en büyük tehlike, teknolojinin eğitimden daha hızlı ilerlemesi. Yeni akışkanları kullanmaya başladığınızda teknisyenin sadece o akışkanın adını veya özelliklerini bilmesi yeterli değil. Güvenli çalışma, kaçak tespiti, havalandırma, şarj miktarı, servis prosedürleri gibi birçok konunun birlikte bilinmesi gerekiyor. Özellikle A2L ve A3 sınıfı akışkanlarda bu konu daha da önemli hale geliyor. Bu nedenle eğitim konusunu sektörün geleceği açısından stratejik görüyorum. SOSİAD olarak mesleki eğitime önem vermemizin nedenlerinden biri de bu. Sadece teknisyenlerin değil, mühendislerin, eğitmenlerin ve mesleki eğitim kurumlarının da kendisini sürekli yenilemesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde “eğitim aldım, artık tamam” anlayışı yerine sürekli eğitim yaklaşımına ihtiyacımız olacak. Sosyal ortağı olduğumuz REAL Alternatives projesi, Avrupa çapında düşük GWP (Küresel Isınma Potansiyeli)’li alternatif HFO’lar, R32, hidrokarbon, karbondioksit ve amonyağın güvenli, verimli, ve düşük maliyetle uygulanmalarını sağlamak için eğitim yoluyla iyi uygulamaları teşvik etmek üzere kurgulanmıştır. Farkındalık, tecrübe ve bilgi seviyesi artırılarak, sektörde daha yaygın bir şekilde kullanılmasının önündeki engellere vurgu yapmaktadır. SOSİAD Real Alternatives Projesi kapsamında eğitimlere devam ediyoruz.

Chillventa 2026’da sergilenecek teknolojilere baktığınızda, fuarın sektöre vereceği en güçlü mesaj ne olmalı? Ziyaretçilerin özellikle hangi alanlara dikkat etmesini önerirsiniz?

Chillventa, sektörün nereye gittiğini görmek açısından önemli bir fırsat. Birkaç gün içinde çok farklı teknolojileri ve uygulamaları bir arada görebiliyorsunuz. Ben ziyaretçilerin özellikle doğal soğutucu akışkanlara, enerji verimliliğine, dijital kontrol ve izleme sistemlerine, veri merkezi soğutmasına ve yüksek verimli endüstriyel çözümlere bakmalarını öneririm. Ama sadece yeni ürünlere bakmamak gerektiğini düşünüyorum.

Recovery, recycling ve reclamation tarafındaki gelişmeler de önemli. Çünkü önümüzdeki dönüşüm yalnızca yeni cihazların nasıl üretileceğiyle ilgili değil. Bugün sahada çalışan milyonlarca sistemin ve içindeki soğutucu akışkanların nasıl yönetileceği de bu dönüşümün bir parçası.

Bana göre Chillventa 2026’nın vereceği en önemli mesajlardan biri şu olabilir: Geleceğin sistemi daha verimli, daha güvenli, daha düşük çevresel etkili ve daha iyi yönetilebilir olmak zorunda.

HVAC&R sektöründe bugün herkesin doğru kabul ettiği ancak sizin yanlış veya eksik olduğunu düşündüğünüz paradigma / görüş nedir?

Bence en çok sorgulamamız gereken anlayışlardan biri, “ilk yatırım maliyeti ne kadar düşükse sistem o kadar ekonomiktir” yaklaşımı. Bir sistemin gerçek maliyetini sadece satın alırken ödediğimiz rakam belirlemiyor. Yıllar boyunca harcadığı enerji, bakım maliyetleri, servis ihtiyacı, kullanılan soğutucu akışkan ve sistemin kullanım ömrü de hesabın içinde olmalı.

Bir başka konu da dönüşümü yalnızca soğutucu akışkan değişimi olarak görmemiz. Akışkan değişiyor ama ekipman, güvenlik, servis altyapısı, eğitim ve enerji verimliliği aynı kalıyorsa aslında dönüşümü tamamlamış olmuyoruz. Ben önümüzdeki dönemde üründen çok sisteme ve sistemin bütün yaşam döngüsüne bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak İklimlendirmeTeknolojileri.com yayınımız hakkında birkaç cümlelik değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Sektörümüzün gelişiminde sektörel yayınların önemli bir iletişim ve bilgi paylaşımı işlevi olduğunu düşünüyorum. İklimlendirmeTeknolojileri.com’un Chillventa 2026 kapsamında hazırladığı bu özel çalışmanın, Türkiye’den sektör temsilcilerinin görüşlerini uluslararası HVAC&R profesyonelleriyle paylaşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Özellikle sektörün önündeki dönüşümü, yeni teknolojileri ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını farklı paydaşların görüşleriyle ele almak değerli. Bu vesileyle yayının hazırlanmasında emeği geçen ekibe teşekkür ediyor, çalışmanın sektörümüz açısından faydalı bir içerik olmasını diliyorum.

Loading