10 metrekarelik küçük bir atölyeden 20.000 metrekarelik uluslararası bir üretim devine… Dev kompresörlerin gölgesinde kalan ama devasa soğuk zincirlerin kaderini belirleyen o “küçük” parçaların arkasındaki yarım asırlık sır ne? Türkiye’den Makedonya’ya uzanan üretim gücüyle Çin’in fiyat, Avrupa’nın kalite baskısı arasında “Made in Türkiye” imzasını küresel pazara kazıyan İmamoğlu Soğutma’nın başarı yolculuğunu, Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Nurbanu Gürsoy ile konuştuk.
Dile kolay, yarım asırlık bir başarı hikayesi… İmamoğlu Soğutma’nın 50 yıl önce başlayan bu yolculuğu bugün nasıl bir üretim devine dönüştü?
İmamoğlu Soğutma’nın hikâyesi, 10 m²’lik küçük bir atölyede başlayıp bugün 20.000 m²’lik üretim alanına sahip uluslararası bir markaya uzanıyor. Kurucumuz Aydın Gürsoy’un çok genç yaşta İstanbul’a gelerek başladığı iş hayatında, zorlu koşullara rağmen gösterdiği özveri ve disiplin, bugün bulunduğumuz konumun temelini oluşturuyor.
Yıllar içinde artan üretim kapasitemiz ve gelişen ürün portföyümüzle büyümeye devam ederken, 2015 yılında Makedonya şubemizi açmak en önemli kilometre taşlarımızdan biri oldu. Bugün geldiğimiz noktada ise büyüyen ekibimiz, üretim gücümüz ve sürekli gelişen ürün gamımız bizi her zaman bir adım ileri taşıyan en önemli unsurlar arasında.
Bugün ürün yelpazenizde neler var? İmamoğlu Soğutma tam olarak hangi sektörlere, hangi ana ürün gruplarıyla hitap ediyor?
İmamoğlu Soğutma olarak, soğuk zincirin ve soğuk saklama sistemlerinin bulunduğu hemen her alanda varız demek yanlış olmaz. Ürün portföyümüz; soğuk oda kapıları ve kapı sistemlerinden kilit, menteşe ve kollara; contalardan alüminyum profillere, sürgülü kapı mekanizmalarından hijyen ekipmanlarına ve endüstriyel mutfak yedek parçalarına kadar oldukça geniş bir yelpazeye sahip.
Bu ürünlerle başta soğuk hava depoları, süpermarket ve hipermarket zincirleri, endüstriyel mutfaklar ve restoranlar, gıda işleme tesisleri, otel ve catering işletmeleri ile medikal ve ilaç soğuk depolama sektörlerine hizmet veriyoruz.
Sektörde “Türkiye’nin En Büyük Soğuk Oda Yedek Parça Üreticisi” olarak konumlanıyorsunuz; bu liderliği ve üretim hacmini hangi dinamiklere borçlusunuz?
İmamoğlu Soğutma olarak bugün kendimizi Türkiye’nin en büyük soğuk oda ve endüstriyel mutfak-buzdolabı yedek parça üreticilerinden biri olarak değil, bu alandaki öncü üreticilerden biri olarak konumlandırıyoruz. Bu gücün arkasında yaklaşık 1.000 ürüne ulaşan geniş üretim kabiliyetimiz, yarım asrı aşan sektör tecrübemiz ve farklı ürün gruplarını aynı üretim çatısı altında sunabilmemiz var.
Sektörün Türkiye’de henüz bugünkü ölçeğine ulaşmadığı yıllardan beri üretimin içinde olmamız da bize önemli bir bilgi birikimi kazandırdı. Dolayısıyla liderliğimizi yalnızca üretim hacmiyle değil; ürün çeşitliliği, üretim tecrübesi ve yıllar içerisinde oluşturduğumuz pazar ağıyla birlikte değerlendiriyoruz.
Sektör hep devasa kompresörlere odaklanırken, kilit ve menteşe gibi parçalar neden sistemin asıl “gizli kahramanı”?
Bir soğuk odada ideal saklama koşullarının sağlanabilmesi için sistemin bütün bileşenlerinin kusursuz şekilde birlikte çalışması gerekir. Paneller, aydınlatma, soğutucu akışkanlar, kompresörler… Bunların hepsi önemli. Ancak kilit ve menteşe gibi fiziksel olarak daha küçük parçalar, aslında sistemin bütünlüğünü sağlayan kritik görevler üstleniyor.
Örneğin kapının tam ve doğru şekilde kapanmasını sağlayamayan bir kilit ya da menteşe sistemi, içeride oluşturulan kontrollü ortamın korunmasını zorlaştırır. Hava sızıntısı başladığı anda kompresörden izolasyona kadar sistemin diğer bileşenlerinin verimliliği de etkilenir. Bu yüzden bizim için bir parçanın önemi boyutuyla değil, sistem içerisinde üstlendiği görevle ölçülür.
Fiyat odaklı Çin ve katı standartları olan Avrupa arasında, global pazarda “Made in Türkiye” imzasını nasıl kabul ettirdiniz?
Global pazarda yalnızca fiyat üzerinden rekabet etmenin sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Çin çok güçlü bir fiyat rekabetine sahip; Avrupa ise kalite, sertifikasyon ve standartlar konusunda oldukça yüksek beklentilerin olduğu bir pazar. Türkiye ise doğru üretim altyapısıyla bu iki dünyanın arasında çok güçlü bir konum elde edebiliyor.
Biz de İmamoğlu Soğutma olarak rekabetimizi yalnızca fiyat üzerinden değil; kalite, üretim esnekliği, ürün çeşitliliği, hızlı tedarik ve yarım asrı aşan üretim tecrübemiz üzerinden kuruyoruz. Müşterilerimizin bizi tercih etmesindeki en önemli nedenlerden biri de tam olarak bu: yalnızca uygun fiyatlı bir parça değil, arkasında üretici güvencesi bulunan sürdürülebilir bir ürün almak istemeleri.
Avrupa pazarında kalıcı olabilmek ise doğal olarak farklı bir disiplin gerektiriyor. Yıllar içinde edindiğimiz üretim tecrübesi, kalite standartlarımız ve gerekli sertifikasyon süreçlerine uyum sağlayabilmemiz burada önemli rol oynuyor. Ayrıca 2015 yılında Kuzey Makedonya’da açtığımız şirketimiz sayesinde Balkanlar ve Orta Avrupa’daki operasyonel gücümüzü ve müşterilerimize yakınlığımızı önemli ölçüde artırdık.
Önümüzdeki süreçte küresel fuarlarda ve ihracat pazarlarında İmamoğlu Soğutma’dan ne gibi yeni yatırımlar ve sürpriz hamleler göreceğiz?
Global sektörel fuarları yalnızca ürünlerimizi sergilediğimiz organizasyonlar olarak değil, pazarın yönünü takip ettiğimiz ve müşterilerimizle doğrudan temas kurduğumuz önemli buluşma noktaları olarak görüyoruz. Bu nedenle her yıl olmasa da iki yıllık döngüler içerisinde düzenli olarak katıldığımız uluslararası fuarlar bulunuyor.
Önümüzdeki dönemde de hem mevcut ihracat pazarlarımızdaki gücümüzü artırmaya hem de yeni pazarlara açılmaya devam edeceğiz. Üretim ve ürün geliştirme tarafında da üzerinde çalıştığımız yeni yatırımlarımız var. Ancak sürprizlerin tamamını şimdiden paylaşmayalım. 🙂
Zorlu endüstriyel mutfak koşullarında (nem, kimyasal, darbe) “sıfır hata” ve maksimum ürün ömrünü nasıl garanti ediyorsunuz?
Endüstriyel mutfaklar; yoğun kullanım, nem, sıcaklık değişimleri, temizlik kimyasalları ve fiziksel darbelere maruz kalan oldukça zorlu çalışma ortamları. Bu nedenle ürün geliştirme sürecinde yalnızca ürünün ilk günkü performansına değil, uzun süreli kullanım koşullarına da odaklanıyoruz.


Malzeme seçiminden üretim yöntemlerine ve kalite kontrol süreçlerine kadar her aşamada ürünün kullanılacağı ortamı dikkate alıyoruz. Paslanmaz çelik, alüminyum, zamak ve farklı mühendislik plastikleri gibi malzemeleri ürünün kullanım alanına göre değerlendiriyor; dayanıklılık ve uzun ürün ömrünü tasarım aşamasından itibaren sürecin bir parçası haline getiriyoruz.
Seri üretimde “sıfır hata” iddiasından ziyade bizim için önemli olan, hata ihtimalini sistematik olarak minimuma indiren bir üretim ve kalite anlayışı oluşturmak. Yarım asrı aşan üretim tecrübemizin en büyük avantajlarından biri de burada ortaya çıkıyor: sahadan gelen geri bildirimleri ürüne ve üretim süreçlerimize sürekli olarak aktarabiliyoruz.
![]()